10/3/2008

''işte o '' dediğin

 

 

 

Çoğu zaman içimizi dökmeye bi cümleyle başlarız,ahh off ,tüh ve keşkedir ilk kelimesi.İç dünyamızın  kapıları aralanır,cümleler ardı sıra gelmeye başlar. Bazen haykırmak isteriz bir imdat dileriz; ve nasıl başlayacağımızı  bilemediğimiz anlarda 2 damla gözyaşı yetişir imdada…

 Bazen bir tebessüm, tatlı bir bakış ve dokunuştur aranılan; bir omuza yaslanıp, kendini salıvermenin arzusudur. İstediğin çok bir şey değildir aslında; ‘’işte bu o ‘’ dediğinin gözlerinde kaybolmak, gidivermektir başka alemlere...

 Bazen rüzgarın önüne kapılıp giden bir yaprak olmak istersin bazen de o rüzgara direnen bir vücut. Ama çoğu zaman nafiledir direnmek. Hayat yolunu çizmiştir bir kere ve rüzgarın yönünü değiştiremezsin. Teselliyi bulmak istediğin dudaklar çoğu zaman soğuktur. Üşütür içini. Sense titrersin; göz yaşlarınla ısıtırsın kendini, için için ağlayarak..
Kendini soğuk bir kış gününde çıplak ve yalnız hissedersin, ısıtsın diye yalnızlığına sarılırsın, gözlerin güneşi arayarak. İstediğin çok bir şey değildir aslında;sıcak bir tebessüm tatlı bir gülüş ve dokunuş.

 Kendi kendine söylenirsin; acaba çok mu şey istiyorum diye. Sonra da takma kafaya diyerek kaçıverirsin oradan. Bir teselli istersin, ufak bir teselli. karşılaştığın şey ise kapalı kapılardır. Duvar gibi önünde duran kapıyı bir türlü açamazsın ve hiç gücün yoktur ki kıramazsın... Sonra o duvarı kaleminle yıkarsın. Cümlelerindedir savaşın. Yırtınırsın, kendini paralarsın. Mağlup olmak üzereyken zaferi yaşarsın. İçindeki fırtına dinmiştir artık.

Hayat ne tuhaf değil mi? Kendi iç savaşında mağlubiyeti de yaşarsın zaferi de; ama bu zaferi tek başına kazanmamışsındır. Seni sevdiğine inandığın ‘’işte o’’dediğin hep yanındadır ve yanında olacaktır. Onu kaybetme. Ona verebileceğin en değerli hediyeyi ver; sevgini.

 İçinde filizlenen renk renk çiçeklerin olsun.onlara itinayla bak, asla incitme ve bırak sarsınlar etrafını; içlerinde kaybolmanın doyumsuz keyfini yaşa.

 Unutma sen sevdiklerinle varsın. Yalnızlık Allah'a mahsustur. Yanında her zaman seni seven birinin olduğunu anımsa ve o güvenle dal hayatın içine. Bırak, yere düşsende kaldıracak önce ALLAH, sonra ‘’O’’ var nasıl olsa...

 

7/3/2008

ARA SIRA ,BAZI BAZI...

Bazen her şey anlamsızlaşır, boğulur gibi hisseder insan kendini. Masalar sandalyeler üzerine gelir. Seni anlamayan, boş konuşan boş bakan insanlarla sonuçsuz cümleler paylaşmak zorunda kalırsın. Ayrılamazsın o ortamdan ne kadar istesen de. Hayatın gerekliliğidir bu, kurmuş olduğun düzenin getirdikleridir. Konuşur, konuşursun aklın yüreğin başka yerlerde, başka diyarlarda. Başka zamanlarda, başka mekanlarda olmak istersin hep. Bu umutsuz bir çabadır bilirsin ama istersin de bir taraftan. Gözlerine bakarsın çevrendekilerin. Farklı bir ışık, farklı bir açı yakalamaya çalışırsın. Yoktur tekrar tekrar baksan da.

 Sokaklar kalabalıktır ama ıssız olsa keşke dersin. Gökyüzü berraktır ama hafif yağmur istersin. Sevgilin aramıştır aslında ama "niye daha önce aramadı ki" dersin.Gül almıştır sana papatya koklamak istediğini düşünürsün.oynak  bir müzik vardır ortamda , Sezen'den bir parça olsa da dinleseydim dersin. Elinin altında kek vardır en sevdiğinden, sütlü bir tatlı olsa da yesem dersin.Olur bazen değil mi herkese bunlar? Olduğunu söyleyin lütfen. Bazen, çok sık olmasa da olduğunu söyleyin nolur…

 Olması gereken, doğrusu böyledir diye bilinen şeyler vardır ya, kalıplaşmış düzenin insanları yapıyormuş hepimizi, kendimizi gerçekleştiremiyormuşuz. Ve mutluluğumuzun sınırları da başkaları tarafından çiziliyor. Mutsuzluğumuzu yaşama, gösterme hakkımız elimizden alınıyor. İçi farklı dışı farklı kişiler haline geliyoruz. İfade edemiyoruz duygularımızı. Bencil olmak, sahip olduğumuz nimetlerin değerini bilememekle suçlanıyoruz. Aslında nasıl hissediyorsan öylesindir. Zaman gelir bağıra çağıra şarkılar söylemek gelir içinden. Zaman gelir ağlamaya bahane ararsın, en küçük bir şeyde yanakların ıslanır, dudakların titrer. Bu farklı bir şeydir, tarifi gerçekten zor. Bir derdin, sıkıntın yokken bile olabilir….

 Yaşam bir armağan bizlere biliyorum, hayatı ve bize verdiği her şeyi seviyorum...Ama arada bir uzaklaşma, memnuniyetsizliğimi göstermeme fırsat verilse ne iyi olur…

 

7/3/2008

kaybettim kendimi hükümsüzdür!!!

:( KAYBETTİM BUGÜN KENDİMİ,HÜKÜMSÜZDÜR! SONU YOK BUNUN

 

BOŞLUKLARDAN BOŞLUK BEĞENDİM. VAZGEÇTİM BUGÜN HERŞEYDEN, HALSİZ

 

ŞU KALBİM!KAN REVAN İÇİNDE HEP KANAMAZ DENEN YERLERİM. HEM

 

SUÇSUZ,HEM GÜÇSÜZ,HEM HALSİZ!! ALIŞMA BANA; NE YAPACAĞIM BELLİ

 

OLMAZ, BUGÜN VARIM YARIN BİRDEN YOK OLURUM… DOKUNMA BANA;

 

KAPANMAMIŞ YARALARLA DOLUYUM, CANIMI ACITMA BİR DAHA NOLUR, YARA 

 

 AÇMA... SEVME BENİ; YOĞUN DUYGULARIMDA KAYBOLURSUN… İSTEME BENİ;

 

YASAKLARLA BOĞUŞURSUN, ENGELLERLE DOLUYUM... ÇÖZMEYE ÇALIŞMA

 

SAKIN; SENİNLE KARIŞIR, İYİCE KÖRDÜĞÜM OLURUM… ANLAMA BENİ BEN

 

KENDİMİ ANLARIM BEN BÖYLE MUTLUYUM... AŞKI YAŞATMAMI İSTEME ASLA;

 

BEN AŞKA AYLARDIR  İNANMIYORUM… GÜVENİYOSAN KENDİNE İNANDIR BENİ

 

AŞKIN VARLIĞINA… SONUCUNDA ÖYLE BİR AŞK YAŞATIRIM Kİ

 

VAZGEÇEMEZİN, TUTKUN OLURUM... YIKABİLİRSEN DUVARLARIMI, SAKIN

 

BIRAKMA BENİ... TÜM TUTKULARIM VE GÜCÜMÜN ARKASINDA HALA KÜÇÜK

 

BİR ÇOCUĞUM, BÜYÜTEMEZSEN KAYBOLURUM...

28/12/2006

SEVGİLİYE

                              

                                    

GECE-GÜNDÜZ ÖMÜRDEN  ÇALAR DERLER AMA,

BENİM ÖMRÜM YAR BENİ SEVDİKÇE.

BENDEKİ YARE OLAN AŞK’’ AĞIRLIĞINCA ALTIN’’ MİSALİ,VE TABİ YAR DA BENİ MUTLU ETTİKÇE..

SANİYELER DAKİKALARLA YAPAR ALIŞVERİŞİ,

SAATLER SENİ ALIR BENDEN VE KORKARDIM OLMAZ GERİ VERİŞİ.

GÜN OLDU SAATLER

GÜNLER AY

AYLAR TOPLANDI OLDU 3 YIL 11 AY

VE SENLE GEÇSE TÜM ÖMRÜMÜN YILLARI

YİNE DOYMAM SANA YİNE YİNE YAAAAAAAAAAR!

 

26/12/2006

KAYBEDİLEN ŞEYLER

Metrodan inip otobüse biniyoruz, gidip gelirken kulağımızda elektronik müzikler, kış ortasında çileğin tadına bakabiliyoruz, internetten çabucak âşık olup,bakışmadan tanışmadan evlenenlere şahit oluyoruz, ardından magazin programlarını seyrediyoruz yok 10 büyük 30 yaş küçük, bir dergiden kadın-erkek mutluluk yöntemlerini çarçabuk okuyup sevgilimize uygulamaya kalkıyoruz, peki biz nereden geldik nereye gidiyoruz? Kara kışa yaklaşırken soframıza koyduğumuz o canım turuncu portakalların tadı nereye gitti,hatta inadına daha turuncu albenili ama o kadarda tatsız.Mektuplar ne zaman elektronik oldu, cırcır böceklerinin sesi nereye kayboldu, ya yıldızlar terk mi ettiler bizi? Âşık olduğunuzda elinizden düşürmediğimiz şiirler nereye kayboldu,kimisi deli gibi aşık ama ifade edemezken yazmış ifadesi kuvvetli amcalar teyzeler,peki neden faydalanılmıyor, aşkımızın elini tutma özlemi nereye saklandı, plansız projesiz sade aşkları kim götürdü yanında? Günbegün artan yalnızlıklarımız ve değişen, karmaşıklaşan ilişkiler ...

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı